Sorgun Yaylası’nda ilk gece | Yenice Ormanları

Gece ateş başında kah sohbet ederek kah hiçbir şey söylemeden ateşe bakarak geçirdiğimiz bir saatin ardından Gülay köpek havlamalarına takılıyor. Yaşadığı tedirginliği atamayınca hadi çadıra girelim diyor ve derinden derinden yanan ateşimizi olduğu yerde bırakıp çadıra gidiyoruz.

IMG_0788

Çadıra girdikten sonra dışarıdan gelen her ses ile ilgili yorum yapmaya başlıyoruz. Kurt, ayı gibi şeylerin gelebileceğini hesaba katarak kurt mu ayı mı yoksa bizim köpekler mi tahmin etmeye çalışıyoruz. Ben bir yandan Gülay’a, sabaha kadar kor halinde yanacak bir ateşimiz olduğunu, buranın yayla olduğunu, insanların, köpeklerin diğer bir sürü hayvanın olduğunu ve böyle başka yabani hayvanların buraya kolay kolay gelemeyeceğini yani güvende olduğumuzu söylemeye çalışıyorum.

Hemen yakınımızda yayla sakinlerinin kendilerine yaptığı çardak vardı. Günün hangi bir saati olursa olsun sohbet etmeye hazırlıklı olmamız gerektiğini öğrendik.
Hemen yakınımızda yayla sakinlerinin kendilerine yaptığı çardak duruyor. Günün hangi saati olursa olsun sohbet etmeye hazırlıklı olmamız gerektiğini öğreniyoruz.

Köpekler neden havlıyor? Kurt var demek ki diye düşünüyor Gülay.

Ya bu köpek işte, gündüz de havlamıyor mu? Ankara’da işçi bloklarında otururken de geceleri havlamıyor muydu? O zaman da kurt geldi diye mi havlıyorlardı?

Bir önceki gece Şekermeşe denilen, ormanın tam ortasında, etrafta kimsenin olmadığı bir yerde konaklamıştık. Zifiri karanlıkta geçirdiğimiz gece bizi açıkçası ürkütmüştü. O sebeptendir ki ayı kurt hikayelerine kafamız fazla takılı kalmıştı.
Bir önceki gece Şekermeşe denilen, ormanın tam ortasında, etrafta kimsenin olmadığı bir yerde konakladık. Zifiri karanlıkta geçirdiğimiz gece bizi açıkçası ürkütmüştü. Zifiri derken, gözlerinizin tamamen açık olduğunu ve hiçbir şey göremediğinizi hayal edin. O sebeptendir ki ayı kurt hikayelerine kafamız fazla takılı kalmıştı.

Derken burnundan çok güçlü ve hızlı nefes alıp veren bir şey yaklaşıyor. Şimdi nefes nefese kaldığınız bir anınızı düşünün ve o nefes alışveriş hızını iki-üç ile çarpın. Evet burası güvenli bir yer ama bu gelen de “sanırım” bir domuz!

Yaklaşan sesleri ilk duyduğumda domuz olduğunu anlıyorum. Gülay o ne diye sorduğunda ise önce uzun bir sessizlik… ardından “eee kopek herhalde” diyorum. Nefes alışverişler duyulur gibi olduktan hemen sonra kesilmişti. Neyse ki domuz yanımızdaki yoldan yaylaya gidiyordu.

Henüz küçük bir şok halindeyiz. Kalplerimiz yerinden fırlayacak gibi atıyor, biz yine de birbirimize çaktırmamaya çalışıyoruz. Gelen bütün seslere kilitlenmişiz. Çıt çıksa sinek vızıldasa duyacağız. Ve o esnada evet yine o nefes alışverişler yeniden duyuluyor ve bu sefer giderek yaklaşıyor, yaklaşıyor, yaklaşıyor… Ve geldi! Domuz çadırın yanına vardığında sanırım ikimiz de nefes almıyorduk. İkimiz de milim kımıldamıyorduk. Domuz daha bizi yemeden biz son nefesimizi vermiş ve korkudan gebermiştik 🙂

Çadırda yiyecek bulundurmamamız gerektigini iyi biliyoruz. Domuzu yolundan çevirip bize doğru çeken ne olabilirdi acaba?

Aklıma araba geliyor. Çadırımız tam tepede olduğundan rüzgar almaya müsaitti. Aşağıdan esen rüzgarı kesmesi amacıyla arabayı hemen arkamız park etmiştik.

IMG_0796
Çadır kurduğumuz yaylada birkaç tane boş “sayvan”, yani yayla evi varmış. Oradakiler sayvanlarda kalabileceğimizi söyledi ama biz çadırda kalmayı tercih ettik. Bir daha ki sefere sayvan da denenebilir. İçinde mutfağı, tuvaleti ve sobası olan bir ev. Daha ne olsun.

Gece yatmadan da yiyecek içecek dahil tüm eşyalarımızı arabaya koymuştuk. Fakat arabadaki sucuğun domuzun ilgisini çekebileceğini düşünememiştik.

Neyse toplamda belki de 15 saniyelik domuz maceramız “sıkıntısız” sona eriyor. Herhalde domuz da geri zekalı değil arabadaki sucuğu yiyemeyeceğini anlamıştır. Ve gidiyor tabii ki.

Kendi kendime soruyorum:

“Dinçer hani burası güvenliydi, hani ateş vardı ve yabani hayvanlar gelemezdi ve burada köpekler ile insanlar vardi?”

Gülay çok tedirgin ve acilen yeni bir argüman bulmam gerekli.

“Canım bak bu hayvanlar insanlardan korkar, insan da yemez, açlar ve sadece yiyecek içeceğe geliyorlar, o sebepten çadırda güvendeyiz tamam mı?”

Ne yani yalan mı söylüyorum?

Olaya bakış açım kesinlikle doğru, gereksiz bir tedirginliği önlemek ağzımızın tadıyla bir uyku çekmek için bu gerekli.

Bakış açım doğru ama bir konuda yalan söylüyorum yani aslında eksik konuşuyorum.

Çadırda yiyecek içecek kategorisine giren bir şey vardı: bir şişe şarap!

Evlilik yıl dönümümüz için Yenice’den almış ve hemen şişeyi açtırmıştık. Onun kokusuna gelmiş olabilirler miydi? 😀

IMG_0807
Gündüzleri çok keyifli geçen tatilimizin geceleri hep bir heyecan hep bir entrika dolu. Sorgun-Eğriova yolu
Eğri Ova Göleti
Eğri Ova Göleti. Hani şu ayıların izine rastladığımız yer. Videosu aşağıda.

Şaka kaldırmayacak geceye dönersek, bu domuz muhabbetinden sonra psikolojimiz bozuluyor. Zihnen ve bedenen alarm durumuna geçiyoruz. Artik çekirgenin zıplayışı, sineğin uçuşu dahil tüm sesleri duyuyor ve bunları “kurt muydu domuz mu?” Şeklinde yorumlamaya başlıyoruz.

Bir ses geliyor…

ilk tepki kaskatı kesilmek, sonra bir sessizlik, güp güp kalbimiz atıyor, sonra birimiz diğerine kısık sesle:

-Duydun mu?

Güp güp, güp güp…

-Evet duydum.

Sonra yine bir sessizlik.

Güp güp, güp güp…

Biri sağdan sola dönüyor ve bir hışırtı:

-Sen miydin?

-Evet benim canım ayağım çadıra değdi.

-Tamam.

Biraz aman geçiyor.

-Duydun mu?

-Canım bendim o ayağım şeye çarptı.

-Tamam.

Saatlerce devam eden kısır bir döngü…

Artık bu alarm modunda olmaktan iyice yorgunluk gelince konuyu değiştirmeye karar veriyorum. Fotoğraf makinesinden gündüz çektiğimiz fotolara bakıyoruz. Küçük küçük yorumlar, aklımızın bir kısmı hala dışardan gelen seslerde.

-Aaa şu poz ne kadar guzel, ama kadrajı tam ayarlayamamışsın.

Dışardan bir hırlama duyuluyor ve bir sessizlik yine…

-Ee, evet dikkat edicem ona, hı hı.

Fotoğraf ve başka konular üstüne konuşmaya çalışıyoruz derken psikolojik olarak biraz olsun rahatladık. Biraz daha mantıklı düşünebiliyorum. Kaskatı kesilen bedenlerimizi de rahatlatmak için Gülay’ın elinden tutuyorum, canım bak ben burdayım diyorum ve sarılıyorum. Derken Gülay uykuya dalıyor. Saat sabaha karşı 3-4 olmuş bile. Bense ne olur ne olmaz ayaktayım. Onar dakikalık uykumuzdan onlarca kez uyanıyor ve uykuya dalıyoruz sabah gün ağarana kadar. Sabah Gülay da bunu farketmiş her uyandığımda sana sesleniyordum ve sen uyanıktın diyor. Kocalık zor iş 🙂

Çadırda nöbetteyim.
Çadırda nöbetteyim.

Gün ağarınca az da olsa rahatlıyoruz. Yine de doğru dürüst uyku yok.

İlk insan sesi duymamız saat 7.00.  Bir adam havranlarını güdüyor ama ilk defa bu işi “hay a…. koduğumun … hayde hayde” diye yapan birine rastlıyorum. İyi ki Gülay uyuyor diyorum sonrasında.

Sabah 9’a kadar uyuyoruz.

Kalktıktan sonra gece yaşadıklarımızı kime anlatsak “yok öyle birşey olamaz, burada biz ve bu köpekler varken hiçbir hayvan giremez yaylaya” karşılığını veriyor.

Öğle olmadan yaylada köpeklerden biri yine etrafımızda dolanırken garip bir ses çıkarıyor. Önce tam anlamıyoruz ama çıkardığı ses tanıdık. Köpek yanımızdan geçip gittikten sonra bir şaşırma, bir şüphe… Burnundan garip bir şekilde alıp verdiği nefes dün geceki domuza ne kadar çok benziyor. Yok canım benzemiyor, bu birebir aynı!

Yani o domuz…

Hani bu köpek…

O köpek bu domuz…

“hay allah bu muymuş ya!” diyerek bir sinirlerin boşalması, bir gülme, bir uyanış…

Kabul edelim ki her zaman çadır ile doğada olmanın bir riski var. Her işte olduğu gibi risklerin farkında olup gerekli önlemleri en üst düzeyde almak önemli. Durakta beklerken bir otobüsün size çarpmayacağının bile garantisi yokken, çadırda kalmak tehlikeli diye düşünüp denemekten vazgeçmemeli.

Bugünkü uyanış ve aydınlanma sonrası gece samanyolu galaksisinin altındaki çadırımıza giriyoruz. Hafif hafif esen rüzgar çadırımıza mis gibi bir hava üflerken başımızı yastığa koyuyor ve gönül rahatlığıyla derin bir uykuya dalıyoruz.

Reklamlar

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s